Zaman yönetimi

Yabanıl yaşamda zaman yönetimi diye bir anlayış yoktu. Bir kaplan karnı acıktığı zaman avlanır ve yerdi. Onun için saatin ya da zamanın ne olduğu pek de fark etmiyordu. İlkel toplumlarda da benzer bir anlayış vardı. Sabah kalkılır ve tarlaya işe gidilirdi. Hasat bitince, sütler sağıldığında iş biter, acıkınca yemek yenilirdi.

Zaman Yönetimi Ne Zaman Önem Kazanmaya Başladı?

Yabanıl yaşamda zaman yönetimi diye bir anlayış yoktu. Bir kaplan karnı acıktığı zaman avlanır ve yerdi. Onun için saatin ya da zamanın ne olduğu pek de fark etmiyordu. İlkel toplumlarda da benzer bir anlayış vardı. Sabah kalkılır ve tarlaya işe gidilirdi. Hasat bitince, sütler sağıldığında iş biter, acıkınca yemek yenilirdi. Saatin 12.10 ya da 13.08 olmasının bir anlamı yoktu. Gecenin ilerleyen saatlerinde de uyku bastırır ve yatılırdı.

Ancak sanayi toplumuna geçişle birlikte zaman kavramı farklı bir boyut kazanmaya başladı. Zamana olan bağlılık ve günü buna göre planlama gerekliliği 1980’lerde zamanın yönetilmesi gereken bir kaynak olarak anlam kazanmasını sağladı. İşte o günden bu yana insanlar zamanlarını nasıl daha etkin kullanabilecekleri yolunda sorular sormaya, öğrenme isteklerini ortaya koymaya başladılar.

Cüneyt Ülsever, “Türklerin ortak duygusu nedir?” sorusuna şöyle yanıt vereceğini söylüyor[1] : Türklerin ortak duygusu geç kalmışlıktır. Hangi yaşta, hangi etnik kökende, hangi cinsiyette olurlarsa olsunlar Türkler hep bir şeyler için geç kalmışlık duygusuyla yaşarlar. Ve devam ediyor: “Türk işe geç kalır, okula geç kalır, ödevini bitirmekte geç kalır, projesini tamamlamakta geç kalır, randevusuna geç kalır. Ama en beteri Türkler yaşamda geç kalırlar.”

Meksika’da İnka tapınaklarına çıkmak isteyen bir grup Avrupalı arkeolog, yerli bir rehber grubu eşliğinde yola koyulurlar. Yol boyunca yerli rehberler zaman zaman kendi aralarında konuşarak bir süre yolun ortasında oturup bekliyor, sonra tekrar yola koyuluyorlardı. Tepeye varıncaya kadar birçok kez tekrarlanan bu hareket, arkeologlardan birinin garibine gider ve yaşlı rehbere sorar, “Yol boyunca birçok kereler yol ortasında oturup bekledik ve zaman kaybettik. Bunun gereği var mıydı?” Yaşlı rehber yanıtlar; “Çok kısa sürede çok hızlı yol aldık, ruhlarımız bizden çok uzakta kaldı, oturup onları bekledik” der.

Niye içimizde bir eksiklik duygusuyla yaşadığımız, niye mutlu olmayı beceremediğimiz, niye ile başlayan daha bir dolu sorunun yanıtını bilen var mı?
Çünkü bu yaşam içerisinde öylesine hızlı yol alıyoruz ki, (ya da öylesine hızla geçen zamana ayak uyduramayıp ardından baka kalıyoruz ki)  bırakın ruhlarımızın geride kalmasını, nerede olduklarını bile bilenimiz yok. Herkes bir arayış içerisinde ama neyi aradığımızı da bilen yok. Sanıyoruz ki, çok paramız, güzel bir evimiz, spor bir arabamız ve iyi bir kariyerimiz olursa mutlu olacağız, ama olmuyor işte.

Mutlu olabilmenin sahip olmakla özdeşleştirildiği bir dünyada, daha büyük bir ev, daha iyi okullar, daha iyi bir otomobil, daha iyi bir tatil vb. için çabalayıp duruyoruz. Peki bunların tadını çıkaracak zamanı bulabiliyor muyuz?

Çağdaş yaşam, günlük koşuşturmamızı öylesine etkiledi ki, çevremizde zamansızlıktan ya da bir şeylere yetişememekten şikâyet etmeyen kimse yok gibi. Hâlbuki insanlık tarihinin hiçbir döneminde sahip olamadığımız seçenekler elimizin altında. Yüzlerce film, restoran, kitap, müzik, hatta yüzlerce arkadaş, aklınıza ne gelirse…

Ama her şeyi yapmaya, okumaya, sevmeye, sevilmeye, ta ilkokulda kaybedip yıllar sonra bulduğumuz arkadaşlarımızla iki çift laf etmeye zamanımız var mı? Sahip olduğumuz bu güzellikleri yaşamaya zamanımız var mı? Bu sızlanmaların nedeni ise belli. Zamanı yeterince etkin kullanamamak ve onun tutsağı olmak. Aslında bu yaşam bizim ve ona değer katacak, zamanı yönetecek olan da bizleriz.

Zaman yönetiminin temel ilkesi şudur: “Yaşam seçimlerimizden ibarettir; zaman yönetimi de öyle. Neyi seçersek onu yaşarız, ne ekersek onu biçeriz.” Eğer bir şeyi yapmaya zaman bulamıyorsanız başka bir şeye zaman ayırmayı, önem ve öncelik vermeyi seçmişsiniz demektir.

Öyleyse yaşamsal soru şu: Yaşamdaki seçimlerimiz doğru mu?

HAMDİ ÖZÇELİKEL

Yorum ya da sorularınız için: bilgi@bilgipesinde.com

Yorum yazabilmeniz için Üye olmanız gerekmektedir. Üye Girişi yapmak için tıklayınız.

E-Ticaret Sitemiz ve Sayfa Kısa Yolu

Teknik Uzmanlarımız

Web Sitelerimiz

Tıp Uzmanlarımız

Ekonomi Uzmanlarımız

Sosyal Medya Sayfaları